|
10 Mayıs 2006
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın Erdemir'e açtığı dava hakkında açıklama
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), 1.5.2006 tarihinde Erdemir Ereğli Demir Çelik Fabrikaları TAŞ’ye karşı bir dava açarak, 30 Mart 2006 tarihinde yapılan Genel Kurul’da alınan kâr dağıtım kararının iptalini istemiştir.
ÖİB davasında özetle, 2005 yılı mali tablolarının, Uluslarası Finansal Raporlama Standartlarına (UFRS) göre hazırlanmış olmasına karşı çıkarak, mali tabloların hazırlanmasında UFRS değil de Sermaye Piyasası Kurulunun Seri:XI No.25 sayılı Tebliğine göre hareket edilse idi; Şirket’in dağıtacağı toplam kârdan sonuçta 35.673.249 YTL daha fazla pay almış olacağını iddia ederek, bu meblağın kendilerine ödenmesini talep etmektedir.
Diğer yandan, bu konuda Sermaye Piyasası Kurulu da ÖİB ile beraber hareket ederek 5.5.2006 tarihinde aldığı, kanımızca uygun olmayan bir kararla, Erdemir mali tablolarının SPK Seri:XI No.25 sayılı Tebliğine göre yeniden düzenlenerek Genel Kurulun onayına sunulmasını istemiştir. SPK’nun bu kararına karşı gerekli hukuki girişim değerlendirilmektedir.
Oysa bu konuda Erdemir tarafından daha önce SPK’na başvurularak mali tabloların sadece UFRS formatında hazırlanması konusunda izin istenmiş ve uygulama SPK’nun Erdemir’e gönderdiği 07.03.2006 tarihli ve B.02.1.SPK.0.17/83-3483 sayılı yazısı uyarınca ve SPK’nun Seri XI No.25 sayılı “Sermaye Piyasasında Muhasebe Standartları Hakkında Tebliğ”i ve bunda değişiklik yapan Seri XI No.27 sayılı Tebliği çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.
Bu gelişmeleri kamuoyuna daha iyi izah edebilmek için, açılan dava ile ilgili olarak İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına (İMKB) bir açıklama yollanmıştır. İMKB’ye gönderilen 10.5.2006 tarihli detaylı açıklamaları içeren metin aşağıda sunulmuştur. Bu metin, İMKB tarafından da yayınlanmış ve Reuters’da da yer almıştır.
“İSTANBUL MENKUL KIYMETLER BORSASI BAŞKANLIĞINA,
Şirketimizin eski en büyük ve devirden sonra şimdi altın hisse sahibi ortağı konumundaki TC Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB), Şirketimize karşı bir dava açtığını dava dilekçesinin yayınlandığı bir gazete haberinden öğrenmiş bulunmaktayız. Bunun üzerine yaptığımız araştırmalar sonucunda; ÖİB’nın 1.5.2006 tarihli bir dilekçeyle, Ankara 3. Ticaret Mahkemesinde 2006/218 Esas sayılı bir dava açtığı ve bu davada, özet olarak, Şirketimizin 2005 yılı mali tablolarının Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına (UFRS) göre hazırlanmış bulunması sebebiyle kendilerine düşen kâr payında 35.673.249 YTL azalma olduğunu iddia ederek, bunun tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır. Bu arada, bu hususla ilintili olarak Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 5.5.2006 tarihinde bazı kararlar aldığı ve bunu hafta sonunda Şirketimize faksla bildirdiği görülmüştür.
Şirketimiz 2005 yılı tablolarının UFRS’ye göre düzenlendiği doğrudur. Yönetimin Ataer Holding AŞ’ye geçmesinden sonra 02.03.2006 tarihinde, “31.12.2005 tarihli mali tablolar da dahil olmak üzere bundan sonra halka açıklanacak olan mali tabloların SPK mevzuatı çerçevesinde sadece UFRS formatında hazırlanarak yatırımcılara duyurulması” şeklindeki yazılı izin talebimiz SPK’na iletilmiştir. Bahsi geçen UFRS uygulanması işlemi de, zikredilen yazılı izin talebimiz üzerine, SPK’nun Şirketimize gönderdiği 07.03.2006 tarihli ve B.02.1.SPK.0.17/83-3483 sayılı yazısı uyarınca ve SPK’nun Seri XI No.25 sayılı “Sermaye Piyasasında Muhasebe Standartları Hakkında Tebliğ”i ve bunda değişiklik yapan Seri XI No.27 sayılı Tebliği çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.
SPK’nun Şirketimize gönderdiği 07.03.2006 tarihli ve B.02.1.SPK.0.17/83-3483 sayılı yazısının sonuç kısmı aynen şöyledir: “Yazınızda belirtildiği üzere, Seri:XI No.25 sayılı Tebliğ yerine UFRS uyarınca hazırlanmış mali tabloların kamuya açıklanması konusunda bir ihtiyaç hasıl olmuşsa, 2005 yılı içerisinde UFRS uyarınca hazırlanmış bulunan mali tablolarınızın Kurulumuzun muhasebe standardı açıklamalarıyla uyumlu hale getirilmesi gerekecektir. Dolayısıyla söz konusu tablolar, UFRS’nın Yüksek Enflasyon Dönemlerinde Finansal Raporlama başlıklı 29 numaralı standardı uyarınca gerçekleştirilmiş olan enflasyona göre düzeltme işlemlerinden arındırılmak, ayrıca karşılaştırmalı tablolarda da gerekli düzeltmeler yapılmak kaydıyla kamuya açıklanabilecektir”. Şirketimiz de UFRS sistemini uygularken, SPK’nun bu yazısına aynen uymuştur.
İlginç olan husus, UFRS için SPK’ya yapılan ilk talebin, Şirketimiz yönetiminin henüz ÖİB elinde bulunduğu dönemde, 08.01.2006 tarihinde gerçekleştiği ve bu yazının ekinde, her iki standarda göre hazırlanmış mali tabloların da bilgi için sunulmuş olduğudur. Yani UFRS sisteminin uygulanması halinde mali tabloların ne hale geleceği, o tarih itibariyle SPK’nun bilgisine sunulmuştur. Bu vesileyle, SPK’nun 07.03.2006 tarihli ve B.02.1. SPK.0.17/83-3483 sayılı yazısının Şirketimizin ilk talebine de atıf yapılarak kaleme alındığı hukuken çok önemli bir vakıa ve tespittir. Diğer yandan Seri:XI No.25 ve Seri XI No.27 sayılı Tebliğler uyarınca UFRS sistemini uygulamaya yönelik tercih hakkının, herhangi bir izin dahi alınmaya gerek kalmaksızın 2005 yılı başında da kullanılabilecek iken kullanılmadığı, dönem karını artırmaya imkan tanıyan yöntemin bir süre için sürdürülmesinin tercih edildiği görülmektedir.
O gün itibariyle alınan bu izin ve SPK tebliğleri çerçevesinde, mali tablolarımızın SPK Seri:XI No.25 Tebliği yerine UFRS paralelinde hazırlanacağı hususu, 08.03.2006 tarihli İMKB açıklamamızda yeralmış; bu uygulama çerçevesinde hazırladığımız mali tablolar, Şirketimizin ÖİB tarafından atanan kanuni denetçileri tarafından da herhangi bir ihtirazî kayıt konulmadan onaylanmış; ilaveten UFRS’li Bağımsız Dış Denetim Raporunda da tasvip görmüş ve 14.03.2006 tarihinde İMKB’de yayımlanmıştır. Bu şekildeki mali tablolarımız, 30.3.2006 tarihinde yapılan Şirketimiz Genel Kurulu’nda, 40 oy sahibi Özelleştirme İdaresi Başkanlığının muhalefetine karşılık, toplantıya katılan diğer bütün ortaklarımız tarafından, başka hiçbir muhalif oy olmadan, 979.678.773.752 oyla kabul edilmiştir.
Mali tablolarımızın UFRS’ye göre düzenlenmiş olmasının en önemli etkisi, negatif şerefiye kalemi üzerinde gerçekleşmiş olup, bunun neticesinde tamamına yakını 2002 yılında gerçekleştirilmiş bulunan İsdemir hisselerinin satın alınmasından kaynaklanan ve nakdî bir temeli olmayan ve tamamen kaydî nitelikteki bir meblağın nakden dağıtılmasının önüne geçilerek kaynak Şirket bünyesinde tutulmuştur. Böylece, daha önce Şirketimizin mali bünyesini zayıflatıcı bir etkisi bulunan ve ancak şeklen ortaklarına nisbi olarak daha fazla kâr dağıtımına olanak verdiği için ÖİB yönetimi tarafından tercih edilip uygulanagelen ve bizce bilimsel işletme gerçeklerine, şirketin geleceğine ve işin özüne aykırı olan bu uygulamaya son verilerek çağdaş dünyanın kabul ederek uyguladığı yönteme geçilmiştir.
Öte yandan, 2005 yılına ilişkin olarak hazırlanan ve yayınlanan mali tablolarımızın düzenlenmesinde, mevzuatın gerektirdiği ölçüde karşılık ayırma / gider tahakkuku uygulaması da yapılmıştır. Bu husus iç ve dış denetçiler tarafından tasvip görmüştür.
Mali tabloların UFRS’ye uygun hazırlanması ve karşılık ayırma / gider tahakkuku uygulaması şeklindeki muhasebe işlemleri sayesinde, Şirketimizin mali bünyesi, geleceğe yönelik olarak, hem Şirket hem onun sahipleri konumundaki ortaklarımız açısından önemli ölçüde güçlendirilmiştir. Bu husus, hisselerini ihale yoluyla en yüksek bedel üzerinden satarak ortaklıktan çıkmayı tercih etmiş bulunan ÖİB ve TKB dışındaki bütün ortaklarımızın lehine olan bir durumdur. 2005 yılı mali tablolarının Genel Kurulun da kabul ettiği şekli ile kesinleşmiş bulunuşu sayesinde, Şirketimizin hisse senetleri gerçek anlamda değer kazanmış olacaktır.
Özetle, UFRS sisteminin tercih edilmesi ve karşılık ayırma / gider tahakkuku uygulaması işlemleri sonucunda hazırlanan Şirketimiz mali tabloları, Şirketimizin ÖİB ve TKB dışındaki bütün ortaklarının menfaatine olan bir husustur. ÖİB’nın bizce haksız bir şekilde alamadığını iddia edip, Şirketimiz aleyhine açmış olduğu davadaki hukuki ve ekonomik menfaat, kesinlikle Şirketimizin onbinlerce ortağını değil, kanımızca yalnızca ve yalnızca kendi özel menfaatini ilgilendirmektedir. Dolayısıyla, davada ÖİB’nın lanse ettiği “kamu zararı” konusunun, şu andaki Şirket ortaklarımızla ilgili olmadığına önemle dikkat çekmek gerekir.
Öte yandan, tabloların UFRS’ye göre düzenlenmesi ve gider tahakkuku işlemleri, Şirketimizin ödeyeceği vergiler bakımından Devletimiz aleyhine hiçbir değişiklik husule getirmemiştir. İddianın aksine, bu açıdan kamunun herhangi bir zararı bulunmamaktadır.
Gerçek durum bu kadar açıkken, bir kısım “yanlı” basının kamuoyunu yanıltıcı bir şekilde yapmakta olduğu yayınların, Sermaye Piyasası Kanununa aykırı olduğu ve suç teşkil ettiği değerlendirildiğinden, bu tür yayınlar hakkında Sermaye Piyasası Kurulu’nun hemen harekete geçerek gerekli suç duyurularında bulunmasını beklemekte olduğumuzun altını çizmek isteriz.
Yukarda özet olarak açıklananlar ve işbu bildirimimizin sınırı sebebiyle burada belirtemediğimiz sair hususlar, Şirketimiz mali tablolarının çağdaş dünyanın muhasebe alanındaki uygulama tercihlerini yansıtan UFRS’ye göre hazırlanmış bulunmasındaki isabeti göstermektedir. Bu sebeple ÖİB’nın Şirketimizin aleyhine açtığı davanın haksız bir dava olduğunu değerlendirmekteyiz ve adaletin tecelli edeceğinden herhangi bir şüphemiz bulunmamaktadır.
Diğer yandan SPK’nun olayla ilgili olarak, metinlerini yukarıda aynen verdiğimiz yazılarıyla çelişir şekilde, Şirketimizin haklarını önemli ölçüde ihlal eden hukuka aykırı kararlarına karşı, kişisel sorumluluklar da dahil olmak üzere, gidilebilecek hukuki ve cezai hertürlü yasal başvurular üzerinde ayrıntılı değerlendirmeler yapılmaktadır.
Yukardaki açıklamalarımızın, SPK’nun Seri:VIII, No.39 sayılı Tebliğinde yeralan esaslara uygun oluğunu, bu konuda tarafımıza ulaşan bilgileri tam olarak yansıttığını; bilgilerin defter, kayıt ve belgelerimize uygun olduğunu, konuyla ilgili bilgileri tam ve doğru olarak elde etmek için gerekli tüm çabaları gösterdiğimizi ve yapılan bu açıklamalardan sorumlu olduğumuzu beyan ederiz”
|